Kıraat ve Mushaf Araştırmaları Enstitüsü

Müdürün Mesajı

Kur’ân-ı Kerîm’in kitabeti, fonetiği ve kıraat farklılıkları tarihsel süreçte çeşitli ilmî ve metodolojik tartışmalara konu olmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan meseleler, zamanla müstakil ilim dallarının oluşumuna zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda öne çıkan temel disiplinler arasında, üst başlık olarak “kıraat ilmi” yer almakta, “resmu’l-Mushaf” ve “Kur’an fonetiği” gibi alanlar ise bu çatının teorik ve pratik boyutlarını tamamlamaktadır. Söz konusu disiplinler, Kur’an lafızlarının yazımı ve telaffuzuna ilişkin tarihsel, filolojik ve fonolojik problemleri hem nazarî hem de tatbikî boyutlarıyla ele almakta, bu yönüyle İslam ilim geleneğinde köklü bir epistemolojik temele dayanmaktadır.

Kıraat ilmi, en genel anlamıyla Kur’an-ı Kerim’in vücuhatını, bu vücuhatın dayandığı rivayet ağını, bu rivayetlerin normatif sınırlarını ve Mushaf metninin teşekkül sürecindeki yapısal özellikleri inceleyen bir alandır. Modern dönemde İslamî ilimler sahasında artan akademik ilgiler, kıraat ilmini yeniden gündeme taşımış, özellikle Türkiye’de bu alana yönelik çalışmalar belirgin bir ivme kazanmıştır. Ancak alanın hem teorik temellendirme hem de yöntemsel derinlik açısından daha nitelikli bir düzleme taşınması gerektiği açıktır.

Bu noktada, kıraat sahasında uzmanlaşacak araştırmacıların, klasik kıraat edebiyatına -özellikle manzum metinlere- vukufiyet kazanmaları ve bu metinler üzerinden sürdürülen tedris geleneğine uygun biçimde icazetle donanmaları zarurîdir. Çünkü kıraat, yalnızca teorik bilgi değil, aynı zamanda rivayet zincirinin sürekliliğini esas alan uygulamalı bir birikimdir. Diğer yandan, kıraat farklılıklarını ve Mushaf yapısını merkeze alan oryantalist iddialar ve ithamlar zaman zaman ilmî dayanaklardan yoksun biçimde dolaşıma sokulmakta, bu da özellikle yeterli donanıma sahip olmayan bireylerin zihinlerinde şüpheler uyandırabilmektedir. Bu durum, kıraat ilmini yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil, aynı zamanda Kur’an’ın ontolojik ve epistemolojik güvenilirliğini savunma sorumluluğu taşıyan bir ilmî alan olarak görmeyi gerektirmektedir.

Kıraat ve Mushaf Araştırmaları Enstitümüz, bu çok katmanlı ihtiyacı gözeterek eğitim-öğretim ve akademik üretim süreçlerini yapılandırmaktadır. Enstitümüz, kıraat ilmine yönelik araştırmaları sistematik Ar-Ge projeleriyle desteklemeyi ve nitelikli lisansüstü programlar (yüksek lisans ve doktora) yoluyla alanın akademik kapasitesini artırmayı hedeflemektedir.

Bu doğrultuda, kıraat ilminin temel sorun alanlarına dair aydınlatıcı teorik çerçeveler geliştirmek, meşhur on kıraat sistemini klasik metodolojiye uygun biçimde tedris etmek, temel kıraat metinlerinin ezberlenmesini ve tahlilini teşvik ederek lisansüstü öğrencileri entelektüel bir derinlikle donatmak enstitümüzün başlıca amaçları arasındadır. Ayrıca Türkiye'deki kıraat alanında faaliyet gösteren akademisyenlere bilimsel veriler sunmak, Türk ve İslam dünyasında kıraate dair üretilmiş klasik ve çağdaş eserleri tespit etmek, neşretmek, tanıtmak ve korumak da kurumsal sorumluluklarımızdandır.

Öte yandan, oryantalist literatürde yer alan ve Mushaf yapısı ile kıraat farklılıkları üzerinden İslam vahiy geleneğine yöneltilen eleştirilerin ilmî kriterlerle analiz edilmesi, bu eleştirilere metodolojik ve ilmî düzeyde cevap verilmesi, söz konusu çalışmaların yalnızca Türkçe değil, uluslararası camiada yankı bulacak şekilde farklı dillerde yayımlanması da Enstitümüzün öncelikli hedeflerindendir.

Son olarak, gerek Enstitümüz bünyesinde gerekse diğer kıraat merkezlerinde ve ilahiyat fakültelerinin kıraat anabilim dallarında sürdürülen çalışmaların süreli ve süresiz yayınlarla desteklenmesi, kıraat ilmine dair bilimsel üretimin teşvik edilmesi ve bu alanın entelektüel görünürlüğünün artırılması stratejik önceliklerimiz arasında yer almaktadır.

Prof. Dr. Alican DAĞDEVİREN

       Kıraat ve Mushaf Araştırmaları Enstitüsü Müdürü